Hakkımda
YENILIKÇILIK
Bağlantılarım
*
*
*
Kategoriler
Arkadaşlarım
• Blogcu Yardım • aydın karahan • smyelf • ayseninevi53 • hira53
|
saç sağlığı
İstatistiklere göre saç dökülmesi erkeklerin yüzde 58’inde görülen bir sorun. 25 yaşındaki erkeklerin yüzde 25’inin saçı biraz da olsa dökülmeye başlıyor. Bu oran 50 yaşındaki erkekler arasında yüzde 50’ye çıkıyor. Bilim adamları bazı vitaminler ve demir, çinko, selenyum, bakır, kalsiyum gibi oligoelement eksikliğinin de saç dökülmesine neden olabildiğini belirtirken, “Dengeli beslenin” önerisinde bulunuyorlar. Bir sabah uyandığınızda yastığın üzerinde birkaç tel saç bulursunuz. Önce, ‘stres ya da mevsimsel’ diye üstünde durmazsınız. Ama olay hemen her sabah tekrarladığında ve tepeniz veya enseniz açılmaya başladığında, saçsız bölümün giderek büyüdüğünü farkettiğinizde teleşa kapılır; özel şampuanlar, ‘saç gürleştirici losyonlar’dan medet umarsınız. Piyasadaki ürün ve ilaçların çoğunlukla etki yapmadığını ise kısa sürede farkeder, bilim adamlarının müjdelediği mucize ilacı beklemeye koyulur, ya da saç nakline başvurursunuz. KELLİK HAPI 2003’TE Bilim adamlarını tahminlerine göre kellik hapının pisaya çıkış tarihi 2003. Uzmanlar Dutasterine adı verilen ve dökülen saçların yeniden çıkmasını sağlayan hapın klinik denemelerinden umutlu. Üniversite doktorlarından Marty Sawaya, “Dutasteride”in, kelliğe karşı mücadelede bir devrimin habercisi olduğunu söylüyor ama hapın yan etkileri henüz giderilmiş değil. Erkeklik hormonu testosteron, bazı erkeklerde genellikle genetik nedenlerden dolayı, ilerleyen yaşlarda, benzer bir hormon olan “Dehidrotestosteron”a dönüşüyor. Bu hormon, cinsel gücü korurken, saçların önce olağanüstü incelmesine, sonra da zayıflıktan dolayı koparak dökülmesine neden oluyor. Dutasterine’in ise, bu hormonal değişimi durdurduğu ve geri çevirme işlemini gerçekleştirdiği için saç dökülmesini önlediği ve yeniden saç çıkmasını sağladığı belirtiliyor. Ancak hapın libido azalması, geçici iktidarsızlık gibi yan etkileri var. Bilim adamları hapı 2003 yılına kadar piyasaya çıkarmayı plandıklarını ve o tarihe kadar bu yan etkileri gidermeyi planladıklarını belirtiyorlar. Bu arada saç nakline gerek kalmadan sorunu kökünden çözmek, yani genetik açıdan, foliküllerin neden saç kaybettiğini anlamak için dünyanın dört bir yanında bilim adamları çalışıyor. Scientific American dergisine göre ilk sonuçlar elde edilmeye başladı: Chicago Üniversitesindeki Howard Hughes Top Merkezi’nden Elaine Fuchs ve diğer araştırmacılar Wnts denilen ve cildin embriyonal hücrelerini folikül üretmeye iten bir grup proteni buldular. Aynı laboratuvarda iki protein daha saptandı, Lef1 ve beta-catenin. Bunlar da keratenin genlerini aktive ediyorlar. Bilim adamları gen haritasından Lef1’in çıkarıldığı bir farenin tüysüz geliştiğini, aşırı Lef1 proteininin verildiği farenin ise çok tüylü olduğunu belirtiyorlar. Ancak Wnts grubu proteinler ve aşırı beta-catenin değişik tümörlerin oluşumunda da rol oynuyor. Dolayısıyla üretimini artırmak riskli olabiliyor. | | | SAÇ DÖKÜLMESİNE KARŞI ÖNLEMLER | | | | | | | | • | Kahve, çay, alkol ve acılı besinler tüketiminde aşırıya kaçmayın. | | • | Ağır yemeklerden uzak durun. Mide ağır yemekleri sindirirken zorlanır; sindirim sırasında kan mideye hücum eder, saç dipleri daha az kanla beslenir. | | • | Yemeklerden sonra ıhlamur, papatya ya da nane çayı için. Bu bitkiler sindirimi kolaylaştırır, besinlerdeki yararlı maddelerin daha iyi özümsenmesini sağlar. | | • | Saçlarınızı iki günde bir yıkayın. Her gün yıkamak zorundaysanız, 'sık yıkama' için uygun olan bir şampuan seçin. | | • | Mümkün oldukça bere, şapka takmaktan kaçının. | | • | Saçınızı yıkadıktan 1-2 gün sonra saç dipleriniz kaşınıyorsa bir cildiye uzmanına görünmenizde yarar var. | | • | Saçınızı çok sert fırçalamayın. |
| | | | | | | | |
BESLENMEYE DİKKAT Kelliğe kesin çözüm üzerinde çalışan bilimadamları, bazı basit önlemlerle saçların dökülmesinin azaltılabileceği ya önlenebileceğinin altını çiziyorlar. Uzmanların en çok üzerinde durdukları ise ‘dengeli beslenme.’ Beslenme saç sağlığında çok önemli bir rol oynuyor. Organizmanın günlük ihtiyacının altında protein alındığında, saç telinin oluşumundan sorumlu hücrelerin üretimi azalıyor. Vitamin; demir, çinko, selenyum, bakır, kalsiyum gibi oligoelement, aminoasit eksikliği (dengesiz diyetlerde ortaya çıkabilir) saç dökülmesine neden olabiliyor. A vitamini: Saç tellerinin gelişimi için yardımcı, ama saç derisi üzerinde de dengeleyici bir rol oynuyor. Karaciğer, yağlı balık, süt ürünleri, yumurta, ıspanak, marul, kırmızı renk meyve ve sebzelerde bulunuyor. B4 vitamini: Saç folikülü için gerekli. Patateste, yumurta sarısında, meyvelerde, lahanada, domates ve ette bulunuyor. B5 vitamini: Saçların uzaması, güçlenmesi için önemli. Karaciğer, yer fıstığı, brokoli, hububatlar, karnıbahar ve avokadoda bulunuyor. B6 vitamini: Saçların canlılığı için gerekli. Kırmızı et, balık, yumurta, patates, muz, kuruyemiş, lahana ve ıspanakta bulunuyor. H vitamini: Saçların dökülmesini önlemek için gerekli. Karaciğer, böbrek, kuruyemiş, yumurta sarısı, süt ve süt ürünlerinde bulunuyor. Folik asit (B9): Saçlara canlılık ve parlaklık kazandırıyor. Karaciğer, ıspanak, lahana, brokoli, kuruyemişte bulunuyor. E vitamini: Kan dolaşımına yararlı. Foliküllerin yaşlanmasını önlüyor. Kırmızı et, bitkisel yağlar, yumurta, yeşil yapraklı sebze, kuruyemişte bulunuyor. F Vitamini: Saç ve deri sağlığı için gerekli. Bitkisel yağlar, kuruyemiş, avokadoda bulunuyor. Selenyum: Saç derisinin canlanması, kepeği önlemek için gerekli. Yumurta, ton balığı, domates, et, çikolatada bulunuyor. Demir: Saç köklerini besliyor. Eksiliği durumunda saçlar zayıflıyor ve dökülüyor. Karaciğer, et, ceviz, yumurta sarısı, bira mayasında bulunuyor. Çinko: Yağ üretimini dengeliyor. Deniz ürünleri, karaciğer, tvuk eti, kırmızı et, badem ve süt ürünlerinde bulunuyor.
| | | RAKAMLARLA SAÇ SAĞLIĞI | | | | | | | | • | Her insanda ortalama 120 bin saç teli vardır. | | • | Saç teli ayda ortalama 15 santim uzar. | | • | Sağlıklı bir saç telinin çapı 0,1 milimetredir. | | • | Her gün 50 ila 100 saç teli dökülür. | | • | Bir saç teli, kopmadan önce 100 gramlık ağırlığı çekebilir. | | • | Erkeklerin yaklaşık yüzde 58'i saç dökülmesinden şikayetçidir. | | • | Gri renk saç yoktur. Beyaz saçların koyu renk saçlarla karışmasının yarattığı bir göz yanılmasıdır. | | • | Zamanla foliküller daralır, saç telleri incelir. 20 yaşındaki bir gençte foliküllerin yüzde 90'ı üretkendir. Yaş ilerledikçe üretken olanların sayısı azalır. |
| |
|
Tarih: 16:39, 6/4/2009 Kategori: SA_ BAKIMI |
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
ÇOCUK AĞIZ VE DİŞ SAĞLIĞI
ÇOCUK AĞIZ VE DİŞ SAĞLIĞI (Pedodonti) Çocukların dişleri niye çürüyor?Süt dişleri normal dişlere oranla daha çok organik madde içerirler, bu nedenle ye daha yatkınlardır, daha kolay ve hızlı çürürler. Çocuklar, çürüğün erken döneminde görülebilen ve hafif ağrı gibi sinyalleri zamanında yorumlayamazlar. Olayı ancak dayanılamayacak kadar ağrı olmasında fark ederler ki bu durumda çok geç kalınmış olabilir. Çocuklar ağız bakımına yetişkinler kadar dikkat edemezler. Çocuğun el becerisi, merakı ve ebeveynin tutumu alışkanlığını belirler. Özellikle annelerin sıklıkla yaptığı bir hata da emzik ya da biberonu şeker, reçel vb. gibi gıdalara batırarak çocuklara vermeleri veya uyku aralarında şekerli süt, meyve suyu gibi gıdalara alıştırmalarıdır. Böylece beslenme düzensizliğinden dolayı dişler çürümeye yatkın hale gelir. Çürük oluşumu engellenebilir mi? Çürüğü tamamen engelleyebilecek bir aşı yada ilaç henüz geliştirilemedi. Ancak, çürük sayısını azaltmaya yönelik bazı malzemeler günümüzde kullanılmaktadır, bunlardan birisi; " dediğimiz malzemedir. genellikle azı ve küçükazı dişlerinin, çiğneyici yüzlerinde bulunan "fissür" adı verilen oluklarda başlar. Bahsettiğimiz malzemeyle olukların üzeri kapatılıp, o bölgeye mikrop, yemek artığı vs. nin sızması engellenerek çürük başlaması önlenir. Bu işlem, 6 yaşından itibaren çıkan kalıcı azı ve küçükazı dişlerine de uygulanabilir. Çürüğü engellemenin başka bir yolu da dişlerin çürüğe karşı direncini artırmaktır. Dişlere yüzeysel florür uygulanması suretiyle bu direnç kazandırılır. Süt dişlerinin önemi nedir? Süt dişlerinin birinci görevi çocuğun düzgün beslenmesini sağlamaktır. Ayrıca konuşmanın düzgün gelişimi de süt dişlerinin varlığına bağlıdır. Bunların yanında aşağıdaki gibi bir görüntü, hiç kimsenin çocuğunda görmek istemeyeceği ciddi estetik sorunlara yol açmaktadır.
Süt dişleri kapladıkları alanı kendilerinin yerine gelecek olan kalıcı diş için korumakta ve kalıcı diş sürerken ona rehberlik yapmaktadırlar. Süt dişi erken çekildiği zaman bu doğal yer tutuculuk fonksiyonu da ortadan kalkmaktadır. Süt dişlerindeki çürükler tedavi edilmeli mi?Tedavi edilmeyen süt dişi ağrı, , çiğneme zorluğu, beslenme bozukluğu ve çirkin görüntüye yol açar. Bu dönemdeki tedavi edilmeyen diş bozuklukları, ileride ı, çene gelişiminde bozukluk ve genel sağlık problemlerine (romatizmadan kalp rahatsızlıklarına kadar) sebep olabilecektir. Dolayısıyla süt dişlerindeki çürükler, "nasıl olsa yerine yenileri gelecek" yanılgısına düşmeden tedavi edilmelidir. Çocuklarda diş yaralanmaları Çocuklarda dişlerin zarar gördüğü kazalarda zaman kaybetmeden müdahalede bulunulmalıdır. Doğru tanı konması çok önemlidir. Bunun için hekiminiz size, kazanın ne zaman ve nerede olduğunu, darbenin ne taraftan geldiğini, kaza sonrası baygınlık, kusma, hafıza kaybı vb. olup olmadığını soracaktır. Verilen bilgiler doğrultusunda en doğru tedavi uygulanabilecektir. Çocuklardaki diş yaralanmaları, bazen kalıcı dişin tamamıyla yuvasından ayrılmasına sebep olabilir. Bu durumda çıkan diş ile birlikte acilen dişhekiminize gitmelisiniz. Bu esnada diş, bir bardak sütün içinde, eğer süt mevcut değilse, temiz bir su içinde muhafaza edilmelidir. Bebeklerde ağız bakımı Bebeklerin, en azından ilk dört ay anne sütü ile beslenmeleri ağız çevresindeki yumuşak doku ve kas fonksiyonlarının normal gelişimini sağlayacaktır. Anne sütünün yetersiz olduğu durumlarda fizyolojik başlıklı (damaklı, kesik uçlu) biberon kullanımı gerekir. Bebekler 1 yaşından itibaren bardak ve kaşıkla beslenmeye alıştırılmalıdır. Biberonla beslenme en fazla 2 yaşına kadar devam edebilir. , yalancı EMZİK kullanma gibi alışkanlıklara 2 – 2,5 yaşına kadar izin verilebilir. Eğer parmak emme alışkanlığı mevcutsa, bunun sebebi araştırılarak 3 – 6 yaş arasında bu alışkanlık mutlaka giderilmelidir. Solunum problemleri, çene gelişmesi üzerine olumsuz etki eder. Burundan değil de, sadece ağızdan soluma durumu mevcutsa (bu durum uykuda daha iyi anlaşılır) muhakkak kulak burun boğaz uzmanına danışılmalıdır. Çocuklarda diş fırçalama ne zaman başlamalıdır? Bebek 6-8 aylıkken, (yani ilk dişler ağızda göründüğünde) temizleme işlemi başlamalıdır. Sabah kahvaltısı sonrası ve gece yatmadan önce dişleri (en azından çiğneme yüzeylerini) temiz bir tülbent ya da gazlı bezi ıslatarak silmek, temizlemek yerinde olur. Diş fırçası kullanımına ise çocuğun arka dişlerinin çıkmasından sonra (ortalama 2,5 - 3 yaşında ) başlanması uygundur. Okul öncesi çocuklarda diş fırçalama için bir teknik uygulatmak çok zordur. Bu yaşlarda önemli olan, çocuğa diş fırçalama alışkanlığı kazandırmaktır. Çocuklar diş fırçalarken çoğu zaman dişlerin görünen ya da kolay ulaşılan yüzlerini fırçalar. Oysa çürüklerin önlenmesi için dişlerin ara yüzleri ve çiğneyici yüzeylerini çok daha iyi temizlemek gerekir. Bu nedenle fırçalamadan sonra Anne-Babanın kontrolü iyi olur. Çocuklar için nasıl bir diş fırçası seçilmeli?
Çocuğun ağız büyüklüğüne uygun, yumuşak ve naylon kıllardan üretilmiş diş fırçaları kullanılmalıdır. Sert fırçalar dişleri aşındıracağı için kullanımı uygun değildir. Eskimiş bir süpürgeyle süpürme işlemi nasıl yapılamazsa, eski bir fırçayla da dişler fırçalanamaz. Fırça kılları aşınır aşınmaz (Ortalama 6 ay) mutlaka değiştirilmelidir. Çocuğuma dişlerini günde kaç kez fırçalatmalıyım? Sabah kahvaltısı sonrası ve gece yatmadan önce, sadece üçer dakikalık etkili bir fırçalama işlemi yeterlidir. Her iyi alışkanlık gibi diş fırçalama alışkanlığı da çocukluk döneminde kazanılacaktır. Çocuklarda bazı ağız ve diş problemleri : 1) Diş Gıcırdatma: Nedenleri Stress, agresif, takıntı veya sıkılgan kişilik yapıları, anne-babası diş gıcırdatan çocuklar bu alışkanlığa daha eğilimlidir. Belirtileri Dişlerde aşınma, uyurken çıkartılan gıcırdatma sesleri, yüz kaslarında ağrı, çene ekleminde problemler, baş ağrısı, dişlerde sallanma ve hassasiyet. Tedavisi Öncelikle psikolojik açıdan diş gıcırdatmaya yol açan faktörler ortadan kaldırılmaya çalışılır. Bu başarılamaz, hastaya takıp çıkartılabilien bir gece plağı yapılır.
Ayrıntı için bakınız, 2) Parmak Emme: Nedenleri: Parmak emme küçük yaşlarda sık görülen bir alışkanlıktır. Genellikle dört yaşına kadar kendiliğinden ortadan kalkar. Alışkanlığın sürekli dişlerin çıktığı yaşlarda da sürmesi, bu dişlerde ve damakta yapısal bozukluklara yol açar. Bu bozuklukların nedeni parmağın ön dişlere ve damağa uyguladığı başınçtır. Ortaya çıkan bozukluğun derecesi emmenin süresine, sıklığına, şiddetine ve emme sırasında parmağın pozisyonuna bağlıdır. Tedavisi: Parmak emmeyi önlemenin en etkili yolu parmak emmeye eğilim gösteren çocuğu emziğe alıştırmaktır. Emziğin hem verdiği zarar daha azdır, hemde daha kolay bırakılabilir. Tedavinin zamanlaması çok önemlidir. Çocuğun kendisi bu alışkanlıktan kurtulmayı istemedikçe, tedavinin başarıya ulaşması imkansızdır. Çocuğun çevre baskısına uğramaması ve alay edilmemesi için okul çağından önce bırakması psikolojik yönden çok faydalıdır. Çocuk baskı altına alınmadan cesaretlendirilerek, ödüllendirilerek pozitif yönlendirilmelidir. Eğer her şeye rağmen 6 yaşına kadar alışkanlık kırılamamışsa diş hekimine başvurularak profesyonel yardım alınması gereklidir.
Ayrıntı için bakınız,3) Emzik Bebekler için emmek rahatlamanın ve güven içinde hissetmenin en doğal yoludur. Eğer bebek parmak emme eğilimi gösteriyorsa, derhal emziğe yönlendirilmelidir. Emzik parmak emmeye göre hem daha az zararlıdır; hem de sonraki yaşlarda daha kolay bırakılabilir. Emzik günün büyük bir bölümünde değil, sadece gerekli olduğunda verilmelidir. Yapısal bozukluklara yol açmamak için, mümkün olduğu doğal meme yapısındaki emzikler seçilmelidir. Emziklerin yapısının sağlamlığı her gün kontrol edilmelidir. Emziğin büyüklüğü ağzın yapısına uygun olmalıdır. Ayrıntı için bakınız, 4) Biberon çürüğü Bebeğimin dişleri sürer sürmez çürüdü. Nedeni ne olabilir? Bebeklerde bazen dişlerin üzerinde sürer sürmez kahverengi lekeler oluştuğu ya da bu dişlerin kırılıp döküldüğü gözlenir. Aslında bu lekeler diş çürükleridir ve dişler de çuruk nedeniyle kırılır. Bu kadar erken bir dönemde çürük oluşmasının nedeni de biberon çürüğü adı verilen çürüklerdir. Bebek beslenmesinde en önemli besin olan anne sütü ya da inek sütü doğal olarak şeker içerir. Gece yatmadan önce yada uyku sırasında bebek anne sütü ya da biberon emerse süt ağızda birikerek mikropların dişleri çürütmesi için elverişli bir ortam oluşturur. Bu nedenle özellikle gece beslenmesi sonrası dişlerin temizliğine özen gösterilmelidir. Biberon çürüğünden korunmak için ne yapmak gerekir? Bebeklerde meydana gelen çürüklerin tedavisi çok güç olduğundan, koruyucu önlemlerin erken dönemde alınması gerekir. Bunlar nelerdir? - Bebeğinizin gece ağzında biberonla uyuma alışkanlığını önleyin.
- Beslendikten sonra uyutmaya çalışın.
- Biberondaki süte şeker, bal pekmez gibi tatlandırıcılar ilave etmeyin.
- Bebek beslendikten sonra mutlaka su içirin.
- İlk dişlerin sürmeye başlamasıyla gece ve sabah beslenmeleri sonrası temiz, ıslak bir tülbent ile dişlerini silerek temizleyin.
Biberon çürüğü önemli midir? Biberon çürüğü görülen dişler tedavi edilmezse ağrı yapar ve iltıhaplanır. İltihaplı ya da ağrıyan dişler bebeğin huzursuzlanmasına ve beslenme düzeninin bozulmasına neden olur. İltihap alttan gelecek kalıcı dişler de etkileyip şekillerinin bozuk olmasına yol açar. Bu dişler çekilmek zorunda kalırsa çocukta konuşma problemleri ortaya çıkabilir. Biberon emmediği halde bebeğimin dişleri çürüdü sebebi ne olabilir? Biberonun yanı sıra emziklerin ağlayan bebekleri susturmak amacıyla bal, pekmez, reçel gibi tatlandırıcılara batırılarak verilmesi de biberon çürüklerinin başka bir nedenidir. Bunun yanı sıra, dişler sürdükten sonra oyalanmak amacıyla bebeğin eline verilen karbohidratlı-şekerli gıdalar da diş çürüklerine neden olur. Çocuğu bu tür gıdaların yerine elma, havuç gibi besin değeri yüksek; diş temizliğine yardımcı gıdalara yönlendirmek gerekir. Çocuklarda hangi diş macunu ne kadar kullanılmalıdır?
Bebeklik döneminde ve üç yaşına kadar çocuklarda diş macunu kullanımı önerilmez. Diş macunu kullanımına üç yaşından sonra başlanmalıdır.Ancak reklamlarda gördüğünüz gibi 3-5 cm. değil, bir leblebi kadar macun için yeterli olacaktır. Diş macunu kullanımına başlandığı dönemde, florürlü diş macunlarından herhangi biri tercih edilebilir. Önemli olan çocuğun seçilen macunun tadını sevip istek duymasıdır. Fırçalama işleminde macundan çok, etkili bir fırçalama işleminin önemli olduğunu unutmamak gerekir. Çocuk dişlerinde acil durumlar - Diş Ağrısı:
Ağrıyan dişin çevresini temizleyin. Ilık tuzlu su ile gargara yaptırın ve eğer varsa sıkışmış yiyecek artıklarını diş ipi ile uzaklaştırın. Asla dişin üzerine aspirin ya da benzeri ilaçlar koymayın. Çocuğunuza daha önce de denemiş olduğunuz bir ağrı kesici verin ve en kısa sürede bir diş hekimine götürün. - Isırılmış Dudak, Dil, Dudak Yada Yanak:
Yaralı bölgeye buz koyun. Eğer kanama varsa, temiz bir gazlı bez ile hafifçe basınç uygulayın. Kanama 15 dakika içinde durmazsa diş hekiminize başvurun. - Diş Tümüyle Çıkmışsa:
Dişi bulun. Köküne mümkün olduğunca dokunmadan alın. Diş hekimine gidene kadar dişi saklamak için en ideal ortam süttür. Temiz bir kapta sütün içinde koruyarak en kısa sürede diş hekiminize gidin. - Süt Veya Sürekli Dişlere Travma:
Hiç zaman kaybetmeden diş hekiminiz ile temasa geçin. Travmalardan sonra her kaybedilen saat oluşan hasarı büyütmektedir. - Diş Hekiminize ulaşana Kadar:
Yarayı ılık su ile temizleyin. O bölgeye soğuk kompres uygulayın. Varsa Kırık diş parçalarını saklayın.
| - Süt dişleri toplam 20 tanedir.
- Süt dişlerinin aralarının açık olması normaldir. Bunun nedeni yerlerine gelecek daimi dişlere yer sağlamaktır.
- nde de çürük oluşabilir. Bu çürüklerinde mutlaka tedavi edilmesi gerekir.
- Süt dişleri ise önce denenmeli, mümkün olmazsa diş çekilmelidir.
- Süt dişleri zamanından önce çekilirse, alttan gelen daimi dişe yer kalmaz ve yer darlığı oluşur.
|
|
Tarih: 16:36, 6/4/2009 Kategori: DIS SAGLIGI |
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
DİŞLERİMİZ
DİŞ ÇÜRÜKLERİ Diş çürükleri daha çok koyu renklenmelerle birlikte görülen oyuklar olarak algılanmaktadır. Önlenebilir bir hastalık olmasına karşın dünyada diş çürüğü deneyimi yaşamayan çok az insan vardır. Dişler neden çürür? Ağızda bulunan bakterilerden oluşan bakteri plağı, şekerli ve unlu yiyeceklerin ağızda kalan artıklarından asit oluşturabilmektedir. Bu asitler, dişlerin mineral dokusunu çözerek dişin minesinin bozulmasına ve sonuçta da diş çürüğünün başlamasına ve dişhekimlerinin kavite dedikleri oyuklara neden olmaktadırlar. Uzun yıllar, nedeni bilinmeyen bir hastalık gözüyle bakılan diş çürüğünün günümüzde “çok sebebe bağlı bir hastalık” olduğu anlaşılmıştır. Diş çürüğünün başlıca 3 etkeni vardır:Bakteri plağı (Diş plağı adı da verilir), Karbonhidratlı gıdalar (Şeker, un... gibi), Bünyesel etkenler (Dişin yapısı. tükürüğün bileşimi... gibi)
Diş sağlığı dengeli olan bir kimsede bu etkenlerden birisi değişikliğe uğrarsa, çürük ortaya çıkar. Çürük belirtileri nelerdir? Çürük ve oyulmuş bir diş, koyu renkli boşluğuyla kolayca tanınır. Fakat bazen çürük çukurcuğu gizli kalır ve diş hekimi ancak yardımcı tanı araçlarıyla (mesela diş röntgeni gibi) teşhis koyabilir. Çoğu zaman çürük, diş tüberküllerinin yani tümsekciklerin birbiriyle kesiştiği yerde veya dişin boyun kısmında görülür. İki diş arasında kalan gizli çürükler uzun süre fark edilmez. Bu tür çürüklerde “... akşam yemek yerken dişime taş geldi zannettim, bir de baktım, dişimin bir parçası ağzımda...” denildiğini sıkça duyarız. Diş çürüğünde diş hekimine başvurmayı gerektiren en önemli belirti ağrıdır. Ağrı, soğuk, sıcak, tatlı veya ekşiden olur. Ağrının şiddeti kişiden kişiye değişir ve etken ortadan kalkınca ağrıda geçer; fakat tedavi edilmeyen çürüklerde ağrılar bir süre sonra sürekli olmaya başlarlar. Diş çürüğü nasıl ilerler?Çürük, daima dişin yüzeyinden başlar ve ilerleyerek dentin tabakasına erişir. Dentin, mineden daha fazla organik madde içerir. Bu nedenle çürük bu tabakada daha çabuk yayılarak dentini bir burgu gibi deler; fakat, çürüğün ilerleme hızı, kişiden kişiye ve dişten dişe çok değişir.Unutulmaması gereken bir husus da, dentinin dişin bir savunma organı olduğudur. Dentin içinde önceki bölümde tanımı yapılan kanalcıkların ucunda odontoblast denilen yapım ve onarım hücreleri bulunur ve bunlar çürük dentini tamir dokusu ile tıkayabilirler. Tıpkı kuşatılan bir kaleyi savunanların güllelerle açılan gedikleri onarmaları gibi... Kendiliğinden olan bu savunma, bazen hızla ilerleyen çürük karşısında yetersiz kalabilir.Çürükten korunmak için ne yapmalıdır?İlk yapılması gereken şey diş hekimine gitmek ve onun önerilerine uymak olmalıdır. Aslında çürükten korunma, bir kişisel irade konusudur ve hepimizin sağlam dişler ve sağlıklı ağzın getireceği rahatlığın bilincinde olmamız gerekir. Diş plağı ve karbonhidratlı gıdalar neden çürük oluşturur?Günümüzde bakteri plağı ile ilgili çok sayıda araştırma yapılmaktadır ve artık şekerle birlikte bakteri plağının, çürüğün baş etkenlerinden birisi olduğu anlaşılmıştır.Bakteri plağı görülebilir mi? Evet görülebilir. Bunlar, dişlerin boyun kısmında ve iki diş arasında yer alan beyazımsı kirlerdir. (Fark edilmesini kolaylaştırmak için piyasada “Disclosing Tablet” veya “Disclosing solution” adıyla bilinen boyayıcı tablet ve eriyikler satılır.) Plak şöyle teşekkül eder:Önce tükürükle protein dişe yapışır.Bu proteindeki bol miktarda ağız ortamında bulunan şekerden kimyasal yolla dekstran yapar.Dekstran bu protein plağına tutunur ve böylece diş plağı teşekkül eder.Teşekkül eden plak artık yalnız ağız çalkalamakla giderilemez.
Buraya kadar oyunun-yani çürük oluşumunun-piyonları (yani bakteriler) hazır olmuştur... Şimdi bakteriler, mineye bir hamle yapacaklardır... Bakteriler bu hamleyi iki koldan yaparlar:Bazı bakteriler şekerden asit yaparak, minenin inorganik örgüsünü bozarlar. Bir kısmı da, minenin organik kısımlarını parçalayan enzimler ya parlar.
İşte diş çürüğü oyununun senaryosu kısaca böyledir. Bu oyun nasıl bozulur ve çürük nasıl önlenebilir? Bakteri - şeker işbirliği önlenirse oyun bozulur mu? Bu nasıl olabilir? Müttefiklerden birisini; Örneğin şekeri ortadan kaldırarak... Şeker, çikolata, pasta yemeden... Olur mu? Şeker, organizma için kaçınılmaz gıdalardan birisidir ve hayvan deneyleri şekerden yoksun beslenmenin çürüğü durdurmadığını, sadece biraz azalttığını göstermiştir. Evet, şeker bir çürük etkenidir ama, ne tek başına ne de başlıca etken... Öyleyse, çürükten korunmak için ne yapmalıdır? Asıl korunma, ikinci saldırgana yani mikroplara karşı mücadele ile olur. Bu da dişleri gerçekleştirilir. Kimlerde daha çok çürük olur? Şekerli ve unlu yiyeceklerle bakterilerin buluşması sonucunda çürükler oluştuğuna göre herkes için bir tehlike var demektir. Ancak beslenmelerinde karbonhidratlı ve şekerli yiyeceklerin oranı çok yüksek olanlar bir de sularında florür oranı çok düşükse çok daha fazla çürük tehlikesi altındadırlar. Bakteri plağı tarafından oluşturulan aside karşı tükürük doğal bir savunma mekanizması oluştursa da tek başına çürüğü önleyemez.Tükürük akışını ve miktarını azaltan hastalıklar ya da ilaçlar da çürük oluşumunu hızlandırmaktadırlar. Bu nedenle de dişhekimleri tükürük akışını artırdığı için şekersiz sakızları sıklıkla önerirler. Çürük Aşısı Var mıdır? Hayır... “Ama gazetelerde okuyoruz” diyeceksiniz. Biraz önce size çürüğün çok sebebe bağlı bir hastalık olduğunu söyledik. Neye karşı, hangi etkene karşı aşı hazırlanacak? Bilim adamları yaklaşık elli yıldır bu konuda çalışmaktadırlar. Çürüğe karşı antibiyotik var mıdır? Çürüğü durduracak bir antibiyotik yoktur. Üstelik, antibiyotikler çocuklarda oluşum döneminde dişlerin üzerine çökelerek onları boyarlar ve gri-kahverengi, morumtırak renk almalarına neden olurlar.
Antiseptik gargaralar kullanalım mı? Bazı ağız ve belirli bir süre için belirli dozda antiseptik gargara verilebilir; fakat şunu unutmayın ki, ağız sağlığında en etkin araç fırçadır. Çürük oluşumuna bazı alışkanlıkların etkisi Beslenme alışkanlıklarının çürük oluşumuna etkisi olduğu öteden beri bilinmektedir. (Örneğin sert ve lifli gıdalarla beslenen Eskimolarda çürük hemen hemen hiç görülmez.) Buna karşılık yumuşak ve yapışkan besinlerin dişler üzerine tutunmaları, plak oluşturmaları ve çürük meydana getirmeleri daha kolaydır. Diş çürümesi önlenebilir mi?
EVET. Sabah kahvaltısından sonra ve akşam yatmadan önce dişlerin fırçalanması ve her gün diş ipliğinin düzenli kullanılması en etkili yoldur. Yiyecek artıkları en çok dişlerin çiğneme yüzeylerindeki girintilerde ve dişlerin birbirine değdiği ara yüzeylerde biriktiği için, diş fırçaları küçük başlı seçilmelidir. Dişlerin iç yüzeyleri, dış yüzeyleri, çiğneyici yüzeyleri ve dilin üstü fırçalanmalı ve ara yüzlerde diş ipliği kullanılmalıdır. Fırçalar, orta derecede sert ya da yumuşak kıllı olmalı ve belirli aralıklarda değiştirilmelidirler. Fırça kıllarının aşınmamış olması ve bakteri taşımayacak bir şekilde muhafaza edilmesi gerekmektedir. Asla başkasının diş fırçası kullanılmamalıdır. sırasında florürlü bir diş macunu kullanılarak, florürün diş çürüğünü önlemedeki rolünden yararlanılmalıdır. Florürlü macunlara yardımcı olarak aynı zamanda nu gidererek ferahlık ve temizlik hissi veren florürlü gargaralar da kullanılabilir. Ayrıca bakınız,Şekerli yiyecekleri ana öğünlerde tüketmeye çalışmak ve yemek aralarında bir şey yememeye gayret etmek de diğer bir önlemdir. Dişhekimine muntazam aralıklarla başvurmak bir çürüğü önlemek ya da erken yakalamada en iyi yoldur. Ayrıca sıcak ve soğuğa duyarlı dişler ya da ağrılı dişlerde veya tebeşirimsi renkte olan başlangıç çürükleri, kahverengi renklemeler ve oyuklar gibi durumlarda vakit geçirilmeden hekime başvurulması tedavinin şeklini değiştirecek ve zorluğunu azaltacaktır. Çürük nasıl tedavi edilir? Diş çürüğünün kendiliğinden iyileşmediğini ve çürüyen yapının tamir olmadığını biliriz. Çürük tedavi edilmezse ilerler. Öyleyse, mutlaka çürük dişi doldurmak gerekir. Henüz diş özüne kadar ilerlememiş çürükler şöyle tedavi edilir: 1. Önce Çürük Temizlenir Mine ve dentin çok sert yapılardır. Çürüğü temizlerken bu yapıların kaldırılması gerekir. Çürük, “frez” dediğimiz özel uçlarla temizlenir. Günümüzde çürük, elmas uçlu veya tungsten çeliğinden yapılmış frezlerle temizlenir. Bu frezler yüksek dönülü, hassas motorlara takılır. Bu motorların dönüşü dakikada 300.000’dir. Saniyede, (ya da 2 sayana kadar) kullanılan alet tam 5.000 devir yapar. Ayrıca dönme esnasında hiç titreşim de yoktur. Biraz ağrı olabilir. Çünkü, dentin yüzeyi biraz hassastır ve kişiden kişiye değişen şiddette ağrı duyulur. Bunun çaresi lokal anestezidir. Lokal anestezi ile hiç ağrı duymadan yaptırılabilir. 2. Temizlenen Çürük Boşluğu Şekillendirilir Diş doldurturken sadece çürüğün temizlenmez çürük etrafında bazı düzeltmeler de yapılır. Çürük boşluğunun genişletilmesi “kavite hazırlama” belirli kurallara göre biyomekanik ve yapısal (morfolojik) zorunluluktan dolayı yapılmaktadır. Not |
|
Tarih: 16:34, 6/4/2009 Kategori: DIS SAGLIGI |
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
KADIN SAĞLIĞI VE SMEAR TESTİ
Smear (Servikal yayma) rahim ağzı (serviks) kanserinin ve kanser öncüsü durumlarının saptanmasını amaçlayan bir tarama testidir. Bu yöntem ile kanser öncesi hücresel değişikliklerin erken teşhisi ve tedavisi sonucu özellikle bunun yaygın olarak uygulandığı gelişmiş ülkelerde rahim ağzı kanseri görülme sıklığı %70 kadar azalmıştır. Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde ise daha sıktır. Smear testinde anormal hücre bulunmayan bir kadında bir sonraki yıl içinde rahim ağzı kanseri veya kanser öncesi durumlarının görülme sıklığı %1’den azdır. Rahim ağzı kanseri geliştiğinde şifa ile sonuçlanma olasılığı düşüktür. Buna karşın, kanser öncüsü lezyon aşamasında veya çok erken evre kanser aşamasında yakalandığında şifa ile sonuçlanma olasılığı oldukça yüksek bir hastalıktır. Bu nedenle erken tanı ve etkili bir tedavi çok önemlidir. Smear testi kanser öncüsü lezyonları yakalayabilen bir inceleme olarak bu konuda insanoğluna büyük yararlar sağlamaya devam etmektedir. Rahim ağzı kanseri uzun bir "kuluçka dönemi" olan bir hastalıktır. Hücrelerde atipikleşme yani kanser öncüsü lezyonların ortaya çıkmasından kanser oluşumuna kadar geçen süre 5-10 yıl arasında ve bazı durumlarda daha uzundur. Smear testi ayrıca, vajina ve rahim ağzındaki bazı enfeksiyonların tanı ve tedavisini de mümkün kılar. Muayene sırasında tahta spatül, pamuklu çubuk veya özel küçük fırçalarla rahim ağzı ve çevresine sürülerek hücreler alınır ve mikroskop lamı üzerine yayılır. Bu sırada hasta herhangi bir ağrı veya rahatsızlık hissetmez. Alınan materyal patoloji laboratuarına gönderilerek mikroskobik inceleme yapılır. Genel olarak kabul edilen yaklaşım, cinsel olarak aktif olan her kadından yılda bir kez servikal smear alınmalıdır. Üst üste 3 yıl yapılan incelemelerde hiç anormal hücre saptanmazsa bu sıklık azaltılabilir. Ancak; sigara içen, ilk ilişkisini 18 yaşın altında yapmış olan, birden çok erkek ile ilişkisi olan, bazı virüslerin (HPV) saptandığı kadınlarda ve kanser riski bulunanlarda her yıl yapılmalıdır. Düzenli aralıklarla test ve muayenenin yapılması hastalığın mümkün olan en erken dönemde yakalanmasını ve dolayısıyla kesin tedavi şansını sağlar. Ayrıca, düzenli aralıklarla yapılan jinekolojik muayene rahim ağzı kanserinden koruma dışında da diğer jinekolojik hastalıkların erken tanısında yararlar sağlar. Rahmi alınmış kadınların da smear testini yaptırmaları gereklidir. Vajinayı kaplayan hücreler rahim ağzındakine benzerdir ve bunlarda da hücresel anormallikler gelişebilir. Özellikle, rahim ağzında anormal hücreler bulunması sebebiyle rahmin alındığı kadınlarda düzenli aralıklarla yılda bir smear testi yaptırılmalıdır. Smear testi bir tarama testidir. Anormal hücreler kanser öncüsü değişikliklere bağlı olabileceği gibi iltihaplanmalarda ve bazı virüs hastalıklarında da hücrelerde anormallikler, atipik değişiklikler görülebilir. Bu durumlarda enfeksiyon tedavi edildikten sonra tekrar smear almak uygun olur. Kesin tanı için; şüpheli alanlardan biyopsi almak gereklidir. Anormalliğin derecesi tedavi şeklini belirlemede önemlidir. Hafif derecede; herhangi bir tedavi yapmadan 3-6 ay sonra servikal yayma tekrarlanabilir ya da kolposkopi denen bir aletle rahim ağzı büyütülerek incelenir. Bunun dışında; yakma, dondurma, rahim ağzını koni şeklinde çıkarma gibi tedavi alternatifleri olgusuna göre karar verilerek uygulanabilir. Gerekli ve uygun olduğunda, rahmin alınması da düşünülebilecek bir tedavi yöntemidir. Tüm tıbbi testler ve muayenelerde olduğu gibi seyrek olarak servikal yaymada da yanılma payı vardır. Ancak, düzenli aralıklarla yapılan testler ile bu yanılma payı asgariye indirilir. Testin yanlış negatiflik oranı yaklaşık %25'dir. Yani hastalığın bulunmasına rağmen testin normal çıkması olasılığı %25'dir. Burada smear alınış tekniğindeki hatalar, patologun deneyimi gibi pek çok faktör rol oynar. |
Tarih: 16:31, 6/4/2009 Kategori: KADIN SAGLIGI |
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
|